Kaptan Mustafa CAN HEDEF YÜKSELTMEKLE ENFLASYON DÜŞMEZ
Yazı Detayı
18 Şubat 2026 - Çarşamba 23:37
 
HEDEF YÜKSELTMEKLE ENFLASYON DÜŞMEZ
Kaptan Mustafa CAN
infoyenihaber@gmail.com
 
 

HEDEF YÜKSELTMEKLE ENFLASYON DÜŞMEZ

Türkiye Ekonomisinde Gerçek Sorun: Üretim, Disiplin ve Güven

Merkez Bankası’nın enflasyon hedefini 5 puan artırması, teknik bir revizyon gibi sunulabilir. Ancak bu karar, aslında ekonominin içinde bulunduğu yapısal sıkışmanın açık bir itirafıdır. Hedefi yukarı çekmek, fiyat artışlarını kontrol altına almak değildir; sadece beklentiyi aşağı çekemediğini kabul etmektir.

Bir ülkede enflasyon hedefi sürekli yukarı revize ediliyorsa sorun para politikasının ötesindedir. Sorun, mali disiplinin eksikliği, üretim kapasitesinin zayıflığı ve serbest piyasa kurallarının seçici uygulanmasıdır.

Bugün Türkiye’de yaşanan kriz, yalnızca faiz politikası krizi değildir. Bu bir güven krizidir.

1. ÜRETMEYEN EKONOMİ ENFLASYONU YENER Mİ?

Enflasyonla mücadele sadece faiz artırarak olmaz. Eğer bir ülke üretmiyorsa, katma değerli sanayi üretimi artmıyorsa, teknoloji ihracatı yoksa, enerji bağımlılığı devam ediyorsa, fiyat istikrarı kalıcı olarak sağlanamaz.

Türkiye’nin temel sorunu talep enflasyonu değil, maliyet enflasyonudur.

Enerji ithalatına bağımlılık

Döviz girdisine bağımlı sanayi

Tarımda verimlilik düşüşü

Ara malı üretimindeki yetersizlik

Bunlar çözülmeden enflasyon hedefi değiştirmek sembolik bir adımdır.

Enflasyon beklentisi, güvenle düşer. Güven ise üretimle oluşur.

2. TASARRUF ETMEYEN DEVLETİN ENFLASYONLA MÜCADELESİ İNANDIRICI DEĞİLDİR

Enflasyonla mücadele ederken kamu harcamalarının genişlemeye devam etmesi büyük bir çelişkidir. Para politikası sıkılaştırılırken maliye politikası gevşek kalıyorsa ortaya uyumsuz bir yapı çıkar.

Ekonomide temel ilke şudur:

Devlet tasarruf etmeden vatandaş kemer sıkamaz.

Kamu:

İsrafı azaltmalı

Şeffaf bütçe disiplini uygulamalı

Verimsiz teşvikleri sonlandırmalı

Kamu-özel projelerinde yükümlülükleri yeniden yapılandırmalı

Aksi halde, Merkez Bankası faiz artırarak fren yaparken maliye politikası gaz pedalına basmaya devam eder.

Bu çelişki, piyasada güveni zedeler.

3. SERBEST PİYASA DÖVİZDE UYGULANMIYORSA EKONOMİ DOĞAL DENGESİNİ BULAMAZ

Kur baskısı, kısa vadede enflasyonu sınırlıyor gibi görünse de orta vadede üreticiyi ve ihracatçıyı cezalandırır.

Türkiye’nin ihracatçıları bugün üçlü baskı altında:

Yüksek finansman maliyeti

Reel olarak baskılanmış kur

Artan iç maliyetler

Turizm sektörü de aynı şekilde maliyet artışını fiyatlara yansıtmakta zorlanıyor.

Serbest piyasa ekonomisi seçici uygulanamaz. Eğer faiz serbest, fiyatlar serbest ama kur kontrollü ise bu bir karma model olur ve güven üretmez.

Kurun doğal dengeye bırakılmadığı bir ortamda:

İhracat yavaşlar

Cari açık yeniden artar

Döviz ihtiyacı kronikleşir

Uzun vadede bu baskı daha büyük bir düzeltmeye yol açar.

ÇÖZÜM NEDİR?

Eleştirmek kolaydır. Çözüm üretmek zor ama mümkündür. Türkiye’nin çıkış yolu 5 başlıkta toplanabilir:

1. GERÇEK MALİ DİSİPLİN

Kamu harcamalarında 10-15 oranında yapısal kesinti

Gereksiz yatırım projelerinin ertelenmesi

Şeffaf ihale sistemi

Bütçe dışı yükümlülüklerin açıklanması

Bu adım, piyasaya “devlet de kemer sıkıyor” mesajını verir.

2. ÜRETİM ODAKLI SANAYİ POLİTİKASI

Ara malı üretimi için stratejik teşvik

Enerji bağımsızlığı yatırımları

Yüksek katma değerli sektörlere yönelim (savunma, yazılım, biyoteknoloji, makine)

Tarımda kooperatif ve verimlilik reformu

Türkiye, tüketim ekonomisinden üretim ekonomisine geçmeden enflasyonu kalıcı düşüremez.

3. KURDA ŞEFFAFLIK VE ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK

Kur tamamen serbest bırakılmak zorunda değildir; ancak:

Müdahale mekanizması şeffaf olmalı

Rezerv kullanımı açıkça paylaşılmalı

Reel efektif kur dengesi gözetilmeli

İhracatçıya öngörülebilir bir kur politikası sunulmalıdır.

4. FAİZ–ENFLASYON İLETİŞİMİNDE GÜVEN

Merkez Bankası hedef revizyonu yerine:

Orta vadeli yol haritası açıklamalı

Beklenti yönetimini güçlendirmeli

Siyasi baskı algısını ortadan kaldırmalı

Merkez Bankası bağımsızlığı sadece hukuki değil, fiili olarak hissedilmelidir.

5. TASARRUF VE YATIRIM KÜLTÜRÜ

Toplumsal düzeyde:

Tasarruf oranları artırılmalı

Tüketim kredileri sınırlandırılmalı

Üretken yatırımlar teşvik edilmeli

Kredi genişlemesiyle büyüme sürdürülebilir değildir.

SONUÇ

Enflasyon hedefini artırmak, gerçeği değiştirmez. Sorun para politikası değil; üretim modeli, mali disiplin ve güven eksikliğidir.

Devlet tasarruf etmiyor, üretim artmıyor, kur baskı altında tutuluyor ve maliye politikası ile para politikası senkronize çalışmıyorsa, ekonomide kalıcı düzelme beklemek gerçekçi değildir.

Ancak bu tablo kader değildir.

Türkiye genç nüfusa, girişimci ruha ve güçlü üretim potansiyeline sahip bir ülkedir. Doğru politika setiyle 3–5 yıl içinde dengelenme mümkündür.

Şart şudur:

Popüler kararlar değil, zor ama doğru kararlar alınmalıdır.

Ekonomi bilimi inatla değil disiplinle çalışır.

 
Etiketler: HEDEF, YÜKSELTMEKLE, ENFLASYON, DÜŞMEZ,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
Haber Yazılımı