Prof.Dr. İPEK SAYAN ÖZKAL 23 NİSAN’DA YANAN MEŞALE, BUGÜN ÇOCUKLARIN IŞIĞI
Yazı Detayı
22 Nisan 2026 - Çarşamba 21:36
 
23 NİSAN’DA YANAN MEŞALE, BUGÜN ÇOCUKLARIN IŞIĞI
Prof.Dr. İPEK SAYAN ÖZKAL
 
 
23 Nisan, yalnızca bir bayram değil, bir milletin kendi kaderini ele aldığının, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunun ilanıdır. Aynı zamanda, dünyada eşi benzeri olmayan çocuklara armağan edilmiş tek gündür. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bir ülkenin geleceğinin bugünün çocuklarında şekillendiğini çok iyi biliyordu. Savaşların yıprattığı, yoksulluğun ve cehaletin gölgesinde büyüyen bir toplumda, umudu yeniden inşa etmenin yolu çocuklara inanmaktan geçiyordu. Bu yüzden 23 Nisan’ı sadece bir siyasi dönüm noktası olarak değil, aynı zamanda bir gelecek projesi olarak kurguladı. Çocuklara bir bayram armağan etmek, aslında onlara bir sorumluluk yüklemekti: Daha adil, daha özgür ve daha akılcı bir ülke kurma sorumluluğu… Böylece Atatürk, bir ulusun doğuşunu sadece askeri zaferle değil, düşünceyle, akılla ve gelecek nesillere duyduğu güvenle inşa etti. 23 Nisan’ı çocuklara armağan etmesi, aslında yarının Türkiye’sini onların omuzlarında yükselteceğine olan inancının açık bir göstergesiydi. Çünkü çocuklar Cumhuriyetin teminatıydı. Bugün 23 Nisan’ı kutlarken, bayraklarla süslenen okullarda, okul bahçelerinde yankılanan çocuk seslerinin ardında çok daha derin bir anlam yatar. Bu anlam, bağımsızlık ruhudur. Bu anlam özgür düşüncedir ve bu anlam Atatürk’ün bizlere bıraktığı miras olan Cumhuriyet bilincidir. Ancak bu miras, sadece hatırlanmak için değil; korunmak ve yaşatılmak için vardır. Çocuklara bırakılan bir bayramın gerçek değeri, onların nasıl bir geleceğe hazırlandığı ile ölçülür. Bilimle, sanatla, özgür düşünceyle büyüyen nesiller, Atatürk’ün hayalini kurduğu çağdaş Türkiye’nin en güçlü temsilcileri olacaktır. 23 Nisan, geçmişin gururu ile geleceğin umudunu aynı anda hissettiğimiz nadir günlerden biridir ama bize önemli bir sorumluluğu da hatırlatır. Atatürk’ün emanetlerine sahip çıkma sorumluluğunu... Bu önemli görevi yerine getirmek Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyete, değerlerine bağlı olan her Türk vatandaşının görevidir. Ancak bugün Türkiye siyaseti bu büyük vizyonla uyumlu bir tablo çizemediği gerçeğiyle yüzleşmek zorundayız. 23 Nisan çocuklara armağan edilen bir bayram olmanın yanında, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılış ve millet egemenliğinin ilan günüdür. Böylece Türk halkı kendi geleceği üzerinde söz sahibi olduğunu tüm dünyaya ilan etmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluş felsefesi, halkın iradesinin en güçlü şekilde temsil edilmesiydi. Fakat gelinen noktada, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte yasama organının etkisinin giderek zayıfladığı, denge ve denetleme mekanizmalarının işlevsizleştiği yönündeki eleştiriler giderek artmaktadır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, hızlı karar alma iddiasıyla hayata geçirilmiş olsa da, uygulamada farklı tartışmaları beraberinde getirmiştir. Güçler ayrılığı ilkesinin yeterince işletilememesi, karar süreçlerinin tek merkezde toplanması ve Meclis’in rolünün görece daralması, sistemin “ucube” olarak nitelendirilmesine yol açan başlıca nedenler arasındadır. Bu eleştiriler, yalnızca siyasi bir tartışma değil; aynı zamanda demokrasi kültürünün sağlığına dair bir sorgulamadır. Şunu söylemek artık bir zorunluluktur: Bu sistem değişmeden, denge denetim mekanizması yani yasama yürütme yargı dengesi yeniden kurulmadan bu ülke refahı hep arzulayan olarak kalacaktır. Sonuç olarak, 23 Nisan’ın ruhu, yalnızca geçmişi anmak değil, bugünü ve geleceği de sorgulamaktır. Çocuklara armağan edilen bir bayramın gerçek anlamı, onların yaşayacağı ülkenin niteliğinde gizlidir. Eğer çocuklara daha özgür bir gelecek bırakmak istiyorsak, kurumlarımızı güçlendirmek, demokrasimizi derinleştirmek ve ortak aklı yeniden hâkim kılmak zorundayız. Bugün, o Meclis’in açıldığı günün üzerinden geçen yıllara rağmen değişmeyen tek gerçek şudur: Bir milletin gücü, saraylarda ya da tek bir elde değil; ortak iradede, ortak vicdanda saklıdır. 23 Nisan bize yalnızca geçmişin zaferini değil, geleceğin sorumluluğunu da hatırlatır. Eğer bir gün sesimiz duyulmaz olup, umudumuz azalırsa, o kapıdan içeri giren ilk adımları hatırlamalıyız. Çünkü o gün yakılan meşale, bugün hala yanmaya devam ediyor… Çağdaşlığa giden yolda bu meşaleyi sonsuza kadar yakıp, yolumuzu aydınlatmak ise bizim ellerimizde…
 
Etiketler: 23, NİSAN’DA, YANAN, MEŞALE,, BUGÜN, ÇOCUKLARIN, IŞIĞI,
Yorumlar
Haber Yazılımı